Güven, çocuk ile aranızda bir köprüdür. Bu köprüyü anlayabilmek için, güvendiğiniz insanları düşünün. Onlar, yargılamaksızın sizin duygu ve düşüncelerinizi dinleyecek olan insanlardır. Onlar, sizi kabul ediyorlar ve kendi düşüncelerini de sizinle paylaşmak istiyorlar. Mükemmel olmamalarına rağmen, güvenilecek insanlar olarak bilinirler yani sözleri ile aksiyonları genelde örtüşür.
Çocuk kendini tek başına yönetebilme yeteneğine sahip değildir. Henüz bu tekrarlama sonucu kazanılan yatkınlık, alışkanlık oluşmamıştır. Neyi nasıl yapabileceği veya yapamayacağı konusunda eğitilmesi gerekir. Bu eğitim çocuğa, içinde bulunduğu gelişim dönemine uygun bazı haklar tanımak ve çocuk kendisine konulan sınırı aştığında da, onu doğru şekilde yönlendirmekle gerçekleşebilir. Çocuğa sınırlı dünyasının tek dayanağı ve anlamı, şüphesiz ona bakım verenlerin sevgisidir. Bu sevgiyi yitirmemek daha iyi hissetmek için gösterdiği çaba sayesinde giderek kendi kendisini yönetmeyi öğrenir.
Üzerinizde güveni oluşturan şeyleri somutlaştırabilirsiniz bunlar saygı, dürüstlük, tutarlılık ve ölçülü sınırlar koymaktır. Daha sonra bu özellikleri çocuklara öğretebilirsiniz ve böylece de onlar güveninizi kazanabilirler. Doğal olarak, çocuklarla tamamen bağlantı kurabilmeniz için kendi güvenilirliğiniz üzerinde bazı onarımlar yapmaya ihtiyacınız olabilir ve bir ölçüye kadar onlarla da paylaşılabilir. Samimi ve bir ölçüde açık paylaşım önemli bir öğretim aracı olabilir ve çocuğun size güvenmesi yolunda büyük bir mesafe kaydetmiş olursunuz.
Çocukların erken gelişim dönemlerinden, onlarda güveni oluşturabileceğiniz net ve açık yollar arayın. Deneyimleriniz, çocuklar ile aranızda olan güven köprüsünü geliştirir. Bazen yapı zayıflar veya çökerse tekrar inşa edilmeye ihtiyaç duyar. Okulda, işte ve ilişkilerimizde hayati önemi olan güven, hayatımızda çok önemli bir bağdır. Güveni anlamak için iki yönlü olduğunu görebilmeliyiz:Birincisi, kendi güvenilirliğimizle onu kendi üzerimizde göstermemiz diğer yönü de başkalarına güvenmemizdir. Diğer bir deyişle, insanlar size güvenebilir ve siz güveneceğiniz insanları seçebilirsiniz. Yeterli sevgi içinde, duygusal ve sosyal etkileşimin güçlü olduğu aile ortamında büyüyen çocuk, gelişimi için gerekli deneyimleri elde ederek mutlu bir ergen olma yolundadır. Böyle bir ortamda ebeveyn, çocuğuna daha fazla karar verme ortamları oluşturarak, kendi davranışlarının sorumluluğunu üstlenmesine fırsat verir.
Çocuk dünyaya geldiğinde ilk yaşam deneyimlerini aile içinde yaşar. Bu ilk deneyimleri onun hayatı boyunca izlerini sürer. Çünkü bu deneyimler onun birey olarak fiziksel, duygusal, sosyal, zihinsel ve kişilik gelişimini etkiler. Çocuk belli bir olgunluğa eriştiğinde (6–7 yaşlarında) yaşamının ilk yıllarında edindiği becerilerin üstüne çevreden ve kendi çabası ile öğrendiği bazı becerileri ekleyebilir. Ama asıl temel ailesinden öğrendiği becerilerdir. Diğer gelişim alanlarında olduğu gibi, kendine ve çevreye güven duymanın temelinde, yaşamın ilk yıllarında çocuğun bulunduğu çevrede kendini güvende hissetmesi yatar. 0-2 yaşları arasında temel güven duygusunun kazanılması gelişimsel bir görevdir. Bu gelişimsel görevin gerçekleştirilmesi çocuğun sevildiğini hissetmesi ve temel fizyolojik ihtiyaçlarının karşılanması ile mümkün olur.Dünyada hiçbir canlının yavrusu, yeni doğan bir bebek kadar bakım ve korunmaya muhtaç değildir. İlk bakışta bebeğin temel ihtiyaçları açlık, soğuk, altını kirletme gibi bedensel rahatsızlıklarının giderilmesidir. Ancak bu temel ihtiyaçların karşılanması sırasında bireyin çevresine karşı geliştirdiği güven ya da güvensizlik duygularının temeli de atılır. Güven duyma fizyolojik bir ihtiyaç olmasa da bireyin gelişimi için çok önemli bir ihtiyaçtır. Çevreye güven duyma ile kendine güven birbirinden farklı olgular değildir.
Bir insanın kendine güvenmesi çocukluk yıllarında çevresine duyduğu güvenle başlar. Bu duyguyu sonradan kendinden elde edebilmesi oldukça güçtür. Temel güven duygusunun oluşumunda bakım verenin tutarlılığı büyük önem taşır. Bu yalnızca bebeğin bedensel ihtiyacının karşılanmasını değil, bunun belirli bir düzene sokulmasını da içerir. Beslenme, uyku vb. ihtiyaçların belirli zamanlarda yapılması ve bunun aksatılmaması gerekir. Belirli aralarla annenin kendisiyle ilgileneceğini bilmek çocuğa güven sağlar. Yaşamın ilk yıllarında bundan yoksun kalan kişi, yetişkin döneminde belirsizliklere karşı aşırı duyarlıdır. Kolayca paniğe kapılabilir. Çocuğa saygılı olmak, öncelikle çocuğun bağımsız bir varlık olduğunu kabullenmektir. Çocuklara verilebilecek en değerli hediyeler; saygı, ilgi ve zamandır. Anne ile yaşanan bedensel temas çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlaması bakımından oldukça etkilidir. Sadece zorunlu ihtiyaçların karşılanması bu temel duygunun gelişmesinde yeterli olmamaktadır.Fiziksel çevrenin çocuk için güvenli bir yer olması oldukça önemlidir. Bunun için çocuğun hareketlerinin kısıtlanması yerine, onun hareket alanında bulunan zarar verici madde ve cisimlerin ayıklanması çocuğun kendini güvende hissetmesini sağlar. Çünkü yürüme faaliyeti çocuğun gelişimi için oldukça önemli bir beceridir. Bu sayede büyük bir başarı göstermenin hazzını yaşadığı gibi merak ettiği şeylere rahatlıkla ulaşabilme fırsatınıda elde eder. Bu faaliyetin çocuk zarar görmesin diye engellenmesi ya da çeşitli yararlanma olaylarının yaşanması çocuğun bu gelişimini yavaşlatabilir. Çünkü çocuk kendini güvende hissetmez. Çocuğun kendine olan güveni, anne babasına olan güveninden kaynaklanır ve gelişir. Ayrıca otorite ve çocuk rollerinin değişmesi çocuğu ihtiyaç duyduğu rehberden mahrum bırakır.Çocuğun neyi yapabileceği ya da yapamayacağı, her bir yaş dönemine göre değişir. Bu konuda ana babanın sezgileri ve sağduyusu onlara yardımcı olur. Ne var ki anne babaların bu çizgileri çocuğun gelişim özelliklerine göre belirlememeleri çocuğun gelişimini engellemektedir. Ya çocuktan gelişim özellikleri üzerinde beklentiler içinde olup çocuğun kendini yetersiz hissetmesine neden olurlar ya da çocuğun yapabileceklerini de kendileri yaparak onun kendine güven duymasına engel olurlar. İşte bu her iki tutumda çocuğun girişimciliğini engeller.Çocuğun sevildiğini hissetmesi de önemli bir husustur. Sevgiyi ifade etmenin çeşitli yolları vardır. Öpmek, sarılmak, sözel olarak belirtmek, beraber vakit geçirmek… gibi. Anne babası tarafından sevildiğinden emin olan çocuk çevresine ve kendine karşı güçlü bir güven duygusu geliştirir.Çocukta temel güven duygusu gelişmediği ya da yaşamın belirli dönemlerinde zedelendiği durumlarda ortaya çıkan duygu “güvensizlik” duygusudur. Güvensizlik duygusu yaşayarak büyüyen çocuk birçok gelişim alanında bu olumsuz duygunun izlerini taşır
Güveni sürekli beslemeniz zor bile olsa, hâlâ size yardım edebilecek kaynaklar bulabilirsiniz. Çocuklar nasıl güven duyabileceklerini öğrendikleri zaman gelecekleri daha parlak olacaktır.
”Çocuğun neler düşündüğünü ve nelere inandığını öğrenmeye çalışın: “Gerçekten hoşlanmadığın bir şeyi yapmak zorunda kaldığın zaman sinirleniyorsun. Her şeyin istediğin gibi olmaması zor olmalı.” Çocuğunuzla ilişkinizde şartsız sevgi ve saygı ön sırada olmalıdır. Bunu belli etmekten kaçınmayın. Bu, sizin temel görev ve sorumluluklarınızdan biridir. Her çocuğun bunu görmeye hakkı ve gereksinimi vardır. Çocuk sevgiyle büyür. Gelişme basamaklarında çocukların karşılaştığı sorunlar çok çeşitlidir. Bu çok doğal ve olması gereken bir durumdur. Bu sorunların birçoğu, o döneme özgü olan, ana babanın desteğiyle çözümlenecek nitelikte sorunlardır. Ancak, çocuk bu desteği bulamaz ya da ana baba tutumu yanlış olursa, bu olağan sorunlar büyür. Bir çocuğu döverek veya korkutarak ona istenen her işi yaptırabilirsiniz. Ancak bütün bu sert hareketlerin ileride son derece keskin tepkilerine hazır olmanız gerekir.